Özetle
Kaygı, depresyon, kronik ağrı, uzun süreli stres ve kaçınmanın hayatı daralttığı durumlarda kullanılır. Genellikle haftada bir, 8–16 seans sürer. Amaç belirtileri tamamen yok etmekten çok, onlarla birlikte anlamlı bir hayat sürdürebilmektir.
Pek çok kişi terapiye, kaygısını, üzüntüsünü ya da rahatsız edici düşüncelerini tamamen ortadan kaldırma isteğiyle gelir. Bu isteğin ne kadar anlaşılır olduğu açıktır. Ancak zor duygularla sürekli mücadele etmek, onları bastırmaya ya da onlardan kaçmaya çalışmak, çoğu zaman bu duyguları daha da güçlendirir ve hayatı daraltır. Kabul ve kararlılık terapisi bu döngüye farklı bir açıdan bakar: zor deneyimlerle savaşmak yerine onlara yer açmayı ve enerjiyi değer verdiğiniz hedeflere yöneltmeyi öğretir. Bu sayfada bu terapi için randevunun nasıl planlandığını ve seansların nasıl ilerlediğini anlatıyoruz.
Bu yöntem kimler için uygundur?
Kabul ve kararlılık terapisi aşağıdaki durumlarda tek başına ya da diğer tedavilerle birlikte kullanılabilir:
- Yaygın kaygı, sağlık kaygısı ve sosyal kaygı
- Depresyon ve tekrarlayan olumsuz düşünceler
- Uzun süreli ağrı, kronik hastalıklar ve bunların yarattığı ruhsal yük
- İş stresi, tükenmişlik ve yaşam değişikliklerine uyum güçlüğü
- Obsesif kompulsif bozukluk tedavisine destek olarak
- Madde kullanımında yinelemenin önlenmesi
- Belirsizlik, karar verememe ve "ne istediğimi bilmiyorum" duygusu
Özellikle daha önce başka yöntemleri denemiş ama düşünceleriyle tartışmaktan yorulmuş kişiler ve kaçınmanın hayatlarını belirgin biçimde daralttığını fark edenler bu yöntemden yarar görebilir.
İlk görüşmede neler konuşulur?
Terapiye başlamadan önce yapılan değerlendirme görüşmesinde yakınmalarınız, bunlarla bugüne kadar nasıl baş etmeye çalıştığınız ve bu çabaların size neye mal olduğu konuşulur. Örneğin kaygı duymamak için toplantılardan kaçınmak kısa vadede rahatlatır, uzun vadede ise kariyer hedeflerinden uzaklaştırır. Bu görüşmede hayatınızda neyin gerçekten önemli olduğu da sorulur: ilişkiler, iş, sağlık, öğrenme, toplum ya da yaratıcılık gibi alanlarda nasıl bir insan olmak istediğiniz.
Belirtiler çok yoğunsa ya da eşlik eden bir hastalık varsa ilaç tedavisi ya da başka bir terapi yöntemi de önerilebilir. Görüşmenin sonunda terapinin hedefleri ve yaklaşık süresi birlikte belirlenir.

Seanslar nasıl ilerler?
Kabul ve kararlılık terapisi altı temel süreç üzerinde çalışır. Bu süreçler belirli bir sırayla değil, ihtiyaca göre iç içe ele alınır:
- Kabul: Zor duygu ve duyumlarla savaşmak yerine onlara yer açmak.
- Düşüncelerden ayrışma: Düşünceleri mutlak gerçekler olarak değil, zihnin ürettiği sözcükler olarak görebilmek.
- Şimdiki ana temas: Dikkati geçmişin pişmanlıklarından ve geleceğin endişelerinden şu ana getirebilmek.
- Gözlemleyen benlik: Düşünce ve duygularınızdan daha geniş bir bakış noktası olduğunuzu fark etmek.
- Değerler: Hayatınıza yön vermesini istediğiniz temel ilkeleri netleştirmek.
- Kararlı eylem: Bu değerler doğrultusunda somut ve küçük adımlar atmak.
Seanslarda kısa farkındalık egzersizleri, metaforlar ve deneyime dayalı çalışmalar kullanılır. Her seansın sonunda, bir sonraki haftaya kadar değerleriniz doğrultusunda atabileceğiniz küçük bir adım birlikte belirlenir.
Seans sıklığı ve süresi
| Aşama | Seans | İçerik |
|---|---|---|
| Değerlendirme | 1–2 görüşme | Yakınmalar, değerler |
| Başlangıç | 2–4 seans | Mücadelenin bedelini görmek |
| Çalışma | 4–10 seans | Kabul, ayrışma, şimdiki an |
| Kapanış | 1–2 seans | Değer temelli eylem planı |
Seanslar genellikle haftada bir yapılır ve 45–50 dakika sürer. Kronik ağrı ya da uzun süreli hastalıklarda grup biçiminde de uygulanabilir.
Seanslar arasında sizden beklenenler
Seanslar arasında günde birkaç dakikalık farkındalık egzersizleri yapmanız, zorlayıcı düşünceleri fark ettiğinizde öğrendiğiniz ayrışma tekniklerini denemeniz ve değerleriniz doğrultusunda belirlenen küçük adımları atmanız istenir. Bu adımlar çok küçük olabilir: uzun zamandır aramadığınız bir arkadaşa mesaj göndermek, kaçındığınız bir toplantıda tek bir cümle söylemek, ağrıya rağmen kısa bir yürüyüşe çıkmak. Önemli olan, adımın büyüklüğü değil, yönüdür. Atılan adımları ve bu sırada yaşadıklarınızı kısaca not etmeniz, bir sonraki seansta neyin işe yaradığını ve neyin zorladığını konuşmayı kolaylaştırır.
Somut bir örnek
Kırk dokuz yaşında bir mimar, üç yıldır süren bel ağrısı nedeniyle işini, arkadaşlarıyla buluşmaları ve sevdiği doğa yürüyüşlerini bıraktığını, ağrının geçmesini beklerken hayatının durduğunu anlatır. Ağrı için yapılan tedaviler kısmi yarar sağlamış, ama kişi giderek içine kapanmış ve umutsuzlaşmıştır. Değerlendirmede ağrıya eşlik eden depresif belirtiler saptanır ve kabul ve kararlılık terapisi planlanır. Seanslarda ağrıyı tamamen yok etme çabasının bedeli ve kişi için önemli olan değerler, yani üretmek, doğada olmak ve dostlukları sürdürmek, konuşulur. Küçük adımlarla önce kısa yürüyüşlere, sonra yarı zamanlı çalışmaya dönülür. Ağrı tamamen geçmese de kişi hayatının yeniden kendi seçimleriyle şekillendiğini anlatır.
Ne zaman sonuç alınır?
Kabul ve kararlılık terapisinde ilerleme, yalnızca belirtilerin azalmasıyla değil, hayatınızın değerleriniz doğrultusunda ne ölçüde genişlediğiyle de değerlendirilir. Pek çok kişi ilk birkaç seansta, düşünceleriyle ilişkisinin değişmeye başladığını fark eder. Belirtilerin yoğunluğu da çoğu zaman, onlarla mücadele azaldıkça kendiliğinden düşer. İlerleme düzenli olarak gözden geçirilir; beklenen değişim yoksa plan yeniden düzenlenir.
Diğer tedavilerle birlikte kullanılabilir mi?
Evet. Kabul ve kararlılık terapisi ilaç tedavisiyle birlikte kullanılabilir. Bilişsel davranışçı terapi, maruz bırakma çalışmaları ya da ağrı tedavisiyle de uyumludur. Örneğin OKB'de maruz bırakma çalışmalarına katlanmayı kolaylaştırmak, kronik ağrıda fizik tedavi programına katılımı artırmak için kullanılabilir.
Değerleri hedeflerden ayırmak
Kabul ve kararlılık terapisinde değerler, ulaşılıp bitirilen hedeflerden farklı bir yerde durur. "Terfi almak" bir hedeftir; ulaşıldığında tamamlanır. "İşimde özenli ve öğrenmeye açık olmak" ise bir değerdir; her gün yeniden yaşanabilir ve hiçbir zaman "bitmez". Bu ayrım, kaygı ya da depresyon nedeniyle hedeflere ulaşmanın zor göründüğü dönemlerde bile anlamlı adımlar atabilmeyi sağlar. Seanslarda değerlerinizi netleştirmek için kısa sorular ve egzersizler kullanılır: sizin için önemli insanların yanında nasıl biri olmak istediğiniz, yıllar sonra hayatınıza dönüp baktığınızda neyin önemli olmasını istediğiniz gibi. Bu değerler, terapinin geri kalanında pusula görevi görür.
Yakınlar için
Bir yakınınız kabul ve kararlılık terapisine devam ediyorsa, onun zor duygularını hemen çözmeye ya da düşüncelerini çürütmeye çalışmak yerine, değer verdiği adımları atarken yanında olmak daha destekleyicidir. Örneğin kaygısına rağmen bir davete katılmak istiyorsa, kaygısının geçmesini beklemeden birlikte gitmeyi önermek bu desteğe güzel bir örnektir.
Randevuya gelmeden önce
- Sizi en çok zorlayan düşünce ve duyguların kısa bir listesi
- Bunlarla başa çıkmak için şimdiye kadar neler yaptığınız
- Bu zorluklar yüzünden vazgeçtiğiniz ya da ertelediğiniz şeyler
- Kullandığınız ilaçlar ve daha önce aldığınız tedaviler
Sık sorulan sorular
Kabul etmek, durumu olduğu gibi bırakmak mı demektir?
Hayır. Kabul, değiştirilemeyecek iç deneyimlerle savaşmayı bırakmak, buna karşılık değiştirilebilecek davranışlara enerji ayırmak anlamına gelir. Pasif bir teslimiyet değil, etkin bir tercih sürecidir.
Farkındalık egzersizleri meditasyonla aynı şey mi?
Bazı egzersizler meditasyona benzer; ancak amaç bir inanç sistemini benimsemek değil, dikkatinizi esnek biçimde yönetmeyi öğrenmektir. Egzersizler kısa tutulur ve gündelik hayata uyarlanır.
Terapi online yapılabilir mi?
Kabul ve kararlılık terapisi online seanslarla da verimli biçimde yürütülebilir; egzersizlerin büyük kısmı ev ortamında uygulanabilir.
Kaç seans sürer?
Çoğu kişi için sekiz ile on altı seans arasında bir süre planlanır. Kronik ağrı ya da uzun süreli sorunlarda süreç daha uzun olabilir.
Düşüncelerimi değiştirmeye çalışmayacaksak terapi nasıl işe yarar?
Bu yöntemde düşüncelerin içeriğini değiştirmek yerine onlarla ilişkinizi değiştirmek hedeflenir. Bir düşünce aklınızdan geçtiğinde onu bir emir gibi uygulamak zorunda olmadığınızı fark etmek, davranışlarınız üzerindeki gücünü belirgin biçimde azaltır.